
İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’na destek eylemleri nedeniyle tutuklanarak, Silivri’deki Marmara Cezaevi’ne gönderilen gençlerle görüşmesine ilişkin, “Kollarında ters kelepçe takılmasının ve o kelepçenin sıkılmış olduğunun izleri vardı. Mosmor izleri vardı. Bazıları boyunlarını gösterdi, oradaki güvenlik görevlilerinin kafalarına ve boyunlarına postalla bastığını gösterdiler ve ayak izleri duruyordu hala. Bir hekim olarak bunların gerçekten kelepçe izi ve postal izi olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim” dedi.
Çömez; Ekrem İmamoğlu, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, TİP Hatay Milletvekili Can Atalay, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat ve İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla başlayan eylemler nedeniyle tutuklanan gençleri Marmara Cezaevi’nde ziyaret etti. Çömez, ziyaretinin ardından şu açıklamalarda bulundu:
“Fransa’da Bastille Hapishanesi nasıl bir ikonik binaysa ve tarihe not düşüldüyse bugün de Silivri kampüsü ve cezaevi tarihe not düşülecek bir yer olarak hafızalara kazınılacaktır. Burada pek çok ziyaret gerçekleştirdik. Zafer Partisi Genel Başkanı Sayın Ümit Özdağ’ı ziyaret ettik. Kendisi şu mesajın verilmesini rica etti; ‘Ben burada tutsağım, haksız yere tutuluyorum. Hakkımda hala açılmış bir iddianame yok, açılmış bir dava yok ve süreci uzatıyorlar. Ben şu anda İmralı’da devam eden bir pazarlığın neticesinde burada tutsak olarak tutuluyorum’ diyor. Kendisinin verdiği mesaj bu.
Öte yandan Sayın İmamoğlu’nu ziyaret ettik. Sayın İmamoğlu da haksız bir şekilde cezaevinde ttutulduğunu ve bu mücadelesine devam edeceğini özellikle vurguladı. Son derece dinamik, umutlu bir belediye başkanıyla karşılaştık. Zerre kadar bir ümitsizliğin olmadığını ve Türkiye’ye güvendiğini ifade etti.
“HUKUK BİRİLERİNİN SİYASİ İKBAL KAYGISINA ALET OLMASIN”
Öte yandan çok sayıda tutuklanmış, cezaevine konulmuş isimle bir araya geldik. Bunlardan bir tanesi Can Atalay’dı. Can Atalay haksız yere, AYM’nin kararına rağmen cezaevinde tutuluyor ve maalesef Hatay halkının iradesi bir anlamda buradaki Silivri Cezaevinde gasp edilmiş durumda. Diğer tutuklularla da bir araya geldik. Bunlardan bir tanesi Mahir Polat. Bir hekim olarak söylüyorum, bugün kronik hastalığı olduğu gerekçesiyle Hizbullah teröristlerinin salıverildiği bir ülkede hakkında hakikaten ikna edici hiçbir iddia bulunmayan Mahir Polat, kalp damarlarında 6 tane stent, ki kronik hastalıktır, keza troid kanserinden tedavi olmuştur ki bu da bir kronik hastalıktır, bütün bu gerçeklere rağmen kapalı kapılar ardında, demir parmaklıklar ardında haksız ve hukuksuz bir şekilde tutulmaktadır. Biz bugün burada bir adalet arayışıyla varız. Yarın da olacağız, öbür gün de olacağız. Çünkü biz bu ülkede demokrasinin kurum ve kuralları işler hale gelsin istiyoruz. Hukuk birilerinin payandası olmasın, birilerinin siyasi ikbali ve koltuk kaygısına alet edilmesin, siyaset kurumu üzerine çökmüo karabasan gibi gölgesini hukukun üzerinden kaldırsın istiyoruz. Hak, hukuk, adalet olsun istiyoruz. Gençler bizi daha çok yaraladı. Hepsinin hakikaten ibret dolu hatıraları var. Ancak bugün gençlerde şunu gördüm, hiç birisinin morali bozuk değil. Hiçbirisi üzgün değil. Hiçbirisi pişman ve umutsuz değil.
“BİR HEKİM OLARAK BUNLARIN GERÇEKTEN KELEPÇE VE POSTAL İZİ OLDUĞUNU RAHATLIKLA SÖYLEYEBİLİRİM”
İYİ Partili Çömez, gençlerin yazdığı noktaları okuduktan sonra şöyle devam etti:
“Çocukları, gençleri dinlediğiniz zaman hakikaten üzülmemek elde değil. ‘Niye geldiniz Saraçhane’ye’ diye sorduğumuzda dediler ki, ‘Gelişimizdeki ana sebep Ekrem Başkan’a yapılan haksızlık. Ama biz o meydanlara hak aramak için hukuk aramak için adalet aramak için ve gelecek aramak için gittik’ dediler. Ve hepsi suçlu oldukları için orada olmadıklarını söyledi. Kollarında ters kelepçe takılmasının ve o kelepçenin sıkılmış olduğunun izleri vardı. Mosmor izleri vardı. Bazıları boyunlarını gösterdi, oradaki güvenlik görevlilerinin kafalarına ve boyunlarına postalla bastığını gösterdiler ve ayak izleri duruyordu hala. Bir hekim olarak bunların gerçekten kelepçe izi ve postal izi olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
“BİR KERE DAHA ÇAĞRI YAPIYORUM; ADALET DİYORUM, HUKUK DİYORUM”
Buradan bir kere daha çağrı yapıyorum; adalet diyorum, hukuk diyorum. Hak diyorum ve demokrasi diyorum. Bugünün güç sahiplerine ve onlara destek olanlara, onlara oy verenlere bir kere daha sesleniyorum; bu ülkede dostça, kardeşçe barış içerisinde yaşabilmek için hepimizin sarılacağı tek bir şey var: Atatürk’ün bize armağan ettiği değerler. Öyle olduğu taktirde bu ülke yeniden ayağa kalkacak. Yeniden bu ülkenin insanları, herkes bu aziz vatan toprağında dostça, kardeşçe yaşayacak. Ve bu yaşanan tarih, bu yaşanan hukuksuzluk ve haksızlıklar Türk demokrasisinin kara sayfalarında hak ettikleri yeri bir gün mutlaka alacaktır diyorum.”